Ana Sayfa

22 Şubat 2012 Çarşamba

Gönüllü Kök Hücre Vericisiyim

Kuşlar gibi özgürdüm derken birden tepetaklak oldum,Gamze’nin blogunu okuyunca. Gamze’yi şimdi hemen hemen herkes tanıyor. Gamze Türkiye’de İlik Donörlüğü konusunda bir farkındalık yarattı. İnsanlar artık Kök Hücre Donörlüğü hakkında konuşuyor, hastanelere Gönüllü Donör olmak için gidip 1 Tüp kan veriyor.

Evet Gamze Akbaş için haddinden fazla üzülüyorum, bir an önce uygun Donör bulunup sevgili oğlu Atakan’a kavuşsun istiyorum ama diğer taraftan da insanların birbirleriyle bir dayanışma içinde hareket etmesi de çok mutlu ediyor beni. Kendi adıma, insanlık adına son günlerde gerçekten çok güzel şeyler yaşıyor, çok güzel şeyler paylaşıyorum.

Aslında istiyorum ki daha çok kişi bu harekete katılsın, Turkiye’de ki yaklaşık 30.000 Donör sayısının daha çok artması, farkındalığın tüm kesimlere yayılması. Ama asıl önemli olan da insanların bunu Gönüllü yapması. Ayrıca bu tür bağışlarda devlet desteğinin özellikle Sağlık Bakanlığının destekliyor olması da çok önemli.

Benden bir parçanın ki kendini yenileyebilen bir parçamın, başka bir insan da Hayat Bulması fikri çok heyecanlandırıyor beni. Evet, bende artık Gönüllü Kök Hücre Vericisiyim. Kendime de çok kızdım bu süreçte, neden şimdiye kadar bekledim diye.

Gamze Akbaş sadece kendisi için değil, diğer tüm lösemili hastalar için içinde umut arıyor.
Gamze’nin doktorundan çok güzel haberler alacağımız günleri iple çekiyorum.
Evet, duygusalım çünkü insanım. 
Teşekkürler Gamze bana bu farkındalığı yaşattığın için.

Videoyu mutlaka izleyelim ki bilinçlenelim.

Kök Hücre ile ilgili tüm bilgiler http://www.kokhucrebagisla.com/AnaSayfa.aspx  Adresin de ayrıntılı olarak yazıyor.



 Okan Bayulgen yalnız bırakmadın,yüreklendirdin,binlerce kere teşekkürler




8 Şubat 2012 Çarşamba

Kuşlar Gibi Özgür

Çok uzun zaman oldu kendimi böyle iyi, böyle güzel ve böyle huzurlu hissetmeyeli.

Endişelerimden sıyrılarak yeni bir sayfa açabileceğim kendime. Ayağımdan prangalarla bağlı hissetmeyeceğim artık. Minnettarlık yükü olmadan, duygusallaşmadan, yanlışa boyun eğmeden, kendimi ezdirmeden –aslında buna salak yerine konmadan yazsam daha iyi olurduJ - haksızlık yapılıyor fikrinden uzaklaşarak, yeni bir sayfa açtım.

Kişi alışkanlıklarından biraz zor geçiyor ya da en azından ben öyleyim. Kurulu bir düzeni bozmak ne saçma değil mi? diye sorgulamadan yeni bir kararla yola çıkmak beklide en heyecanlısı. Kararın iyi mi kötü mü diye düşünerek boşa harcadığım zamanı, kendime ayırarak daha iyiye daha güzele gidecek diye motive ederek devam etmek.

Hayatımdaki ama çok hızlı olmayan değişiklikler, yeni heyecanlar, rutin hayat koşuşturmasından uzakta günler, saatler...

Aslında evet heyecanlıyım. Heyecanım yeni bir adımdan değil aslında. Kendimi kuşlar gibi özgür hissetmemden.

31 Ocak 2012 Salı

Anne Kakam Geldi!...

Elim bir gidiyor, bir gitmiyor. Yazıp yazmamakta çok kararsız kalıyorum bu konuda. Bitti ama ben hala acaba mı deyip duruyorum yok yere. Bitti işte anla artık diye birini kafama kafama vurmasını bekliyorum sanırım.
Kaka olayını nasıl atlatacağız diye düşüne dururken biz,sihirli kelime bezsiz 12.gününde geldi kızımdan.
Eylül Naz:Anne ben süppizi kazandım, kakamı tuvalete yaptım
Anne: Peki ne istiyorsun sürpriz olarak?
Eylül Naz: Kuru fasulye, piav ve yogurt !
Anne :?!!...Peki o zaman
Akşam onu yuvadan almaya gittiğimizde anlattı öğretmeni kızımın ilk kez tuvalete kaka yaptığını hem de iki kez. Ne büyük bir rahatlıkmış Allah’ım,üzerimizden büyük bir yük kalktı sanki. Gözümde öyle büyütmüştüm ki tuvalet sürecini, bu kadar kolayca sona erdiğini görmek inan şaşırttı beni. Oysaki ne olumsuz yazılar okumuştum bu süreçle ilgili. Tuvalete kaka yapma, çiş yapma sürecinin sorunsuz bir şekilde devam etmesinin, bana göre, en büyük kaynağı; yuva ve yuvada ki bezsiz arkadaşları. Aylar öncesinden kendini bu sürece hazırlayan vücudu, görsel ve duyusal organlarıyla da tamamladı sanırım. Neyse ne işte, bitti mi bitti J
Sevim ve Bircan öğretmene ne kadar teşekkür etsem azdır. Çok destek oldular bu süreci atlatmamızda.
Kaka sonrası ödüllendirmeyi bir süre devam ettirdik. Alışkanlığa döndürmeden bıraktık, o da unuttu zaten.
Ama ne güzel bir cümleymiş “Anne kakam/çişim geldi”…
Altına kaçırma olayı bitti, bu arada. Arada, ama çok sık değil, kaçırmalar oluyor tabii ki. Her akşam yuvadan gelince, öğretmeni üzerini değiştirmiş mi diye kontrol ediyorum. Değiştirmişse kirlilere bakıyorum ıslak mı diye. Neyse ki bu paranoyalardan biraz uzaklaşır gibi oldum. Çoğu zamanda öğretmeni ödül olarak üzerini değiştirmiyor.
Hımm… Bir de gece olayı var. Bu konuda biraz notumuz düşük gelecek sanırım. Çünkü henüz bir adım öteye gidemedik. Hala Eylül uyuduktan sonra bezi bağlayıp, sabah o uyanmadan önce çıkartıyoruz. Sabahları yataktan sürünerek kalkıyoruz zaten, bir de gece uyan, Eylül’ü uyandır. Bize de eziyet O’na da. Gece uyanıp onu tuvalete kaldırmaya üşeniyoruz, evet. Herşey de bir anda olmaz ki ama… Daha birçok bahanemizde var aslında sıralayabileceğim.  Şimdilik yazı bekliyoruz gece bezi olayını bitirmek için.
Eğer gece uyanır bezi fark ederse;
“Anne bez bağlamışsın bana, ben bezi atmıştım çöpe!” diye kızma modunda uyarıyor beni. Ben de , “Gece tuvalete kaldırdım, kalkmadın. Mecburen bağlamak zorunda kaldım” dediğimde ikna oluyor neyse ki ama bezi de çıkarttırıyor. Sabah neyle uyanacağımızı bilmeden yatıyoruz. Bir de bakmışım ki, sabaha kuru kalkıyor. Yine de risk almamaya kararlıyız. Gece beze devam…

Sözün özü; korkmadan, duyduklarına kulak asmadan, bazen de olumsuz okuduğun yazılara aldırmadan kendi yolunu çizmek ve gitmek. Tökezlesen bile, çareyi birlikte bulabilmek.

Bu süreç çok kolay bir süreç diyemem ki her çocuk farklıdır,her çocuk farklı yaşar bu süreci.

Tuvalet süreci ile ilgili umarım tek bir yazı daha yazar sonra da bu sayfayı böylece kapatırım.






Kendime Not:
Tuvalet süreci başlama tarihi : 11Aralık 2011 Pazar akşam
Altına çiş kaçırmanın bittiği tarih:16  Aralık 2011 Cuma
İlk kaka ve devamı : 23 Aralık 2011 Cuma