Ana Sayfa

deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2012 Çarşamba

Yumurta Kırıcı

Pasta, börek daha doğrusu unlu grupların yapımıyla pek alakam olmadı şimdiye kadar, hatta hevesim bile. Yumurta kırmayı da pek sevmem, kırdıktan sonra elime bıraktığı yapışkan halinden dolayı. Bilirim ki yumurtasız ne pasta olur ne de börek. Yumurta tüm mutfakların vazgeçilmezlerinden biridir.
Bizim evde yumurta olan bağımız sahanda başlar ve biter. Bu da haftada bir, birlikte yaptığımız kahvaltıda olur. Kayısı kıvamını tutturmak zor olduğu için ve de üşendiğimiz için; yumurtamız da sahanda, peynirli, sucuklu ya da sade olur. Eğer bitmişse kahvaltı için yumurta, apartmanın altındaki mandıradan baba-kız yumurta almaya gidip dönüşte de ekmek alıp gelirler. Bense çayı koymuş kahvaltı hazırlamaya başlamışımdır artık.
Ama yumurta yapma işi babanındır her zaman. Nasıl ki yumurta pazar kahvaltılarımızın vazgeçilmezi ise, sahanda yumurtayı pişirme de babanın vazgeçilmezidir. Öyle bir zevkle yapar ki, ayrıca her yaptığı yumurtada şahane olur. Ben yumurtaları dağıtmadan, bozmadan, karıştırmadan pişiremem. İlla ki beyazımsı kısımların hepsi pişecek. O ise bunu – dağıtmadan- başarır J
Babanın bir yardımcısı da var artık. Hatta evimiz yeni yumurta kırıcısı. İkiside bu işi büyük bir ustalıkla yapıyor ve bundan büyük bir zevk alıyorlar. Eylül Naz yumurtaları kırıyor, baba pişiriyor, sonra da oturup afiyetle yemek kalıyor.
Gerçi yumurta kırıcı aleti varmış piyasada ama bizim ki daha doğal ve organik J









3 Eylül 2011 Cumartesi

Ben Yaptım ! :)

  • Eylül Naz sorulan sorulara artık daha net cevaplar vermeye başladı. Hatta kurduğu cümlelerin sayısı da arttı. Mesela ;


“Anane tuvate gitti. Yüzü kirlenmiş. Yüzünü yıkıyor”

“Anne en Hayat’a gidiyom. Oyun oynicaz. Parka gidicez.”

Anne bengidiyom. Parka gidiyom. Atakam da geldi. İrem gelmedi.”

  • Söyleyemediği kelimeler var hala ama sesli olarak tekrarlıyor ta ki doğru sesi çıkarana, doğru kelimeyi bulana dek.


  • Uyanık olduğu zamanlarda çok konuşmaya, çok soru sormaya başladı. Bazen ben yoruluyorum onu dinlemek ama o sormaktan, konuşmaktan yorulmuyor. Aynı soruyu belki 10 belki 15 kez soruyor, cevabı bilmesine rağmen. Onun da kolayını buldum, eğer aynı soruyu sorarsa “sen söyle” diyorum, cevaplıyor ve artık o sorudan vazgeçiyor. J


Soruların başında;

“Anne bu ne?” ya da “Anne …. nerde?”

Ve şimdilerde ki takıntılı sorusu

“Nereye bakıyon?”

  • En sevdiğim huylarından birisi de “bunu kim yaptı/kırdı/döktü/düşürdü/dağıttı...”diye sorduğumda yanımıza gelip, sanki gururlanır gibi


“Anne ben yaptım” demesi.

Umarım bu hep böyle devam eder. Bu konuda çok hassas davranıyoruz. Yanlış bir şey yaptığında ve bunu bize söylediğinde tepkili yaklaşmıyoruz. Düzeltebileceği ya da toplayacağı bir şey ise “o zaman toplamalısın” ya da “düzeltmelisin” ya da “bunu yapmak için bize yardım et” diyoruz.


28 Ağustos 2011 Pazar

Ağustos ve Son Yarısı…

15 Ağustos 2011…

Bizim için ve Eylül için yeni bir hafta başıydı.

Eylül artık 2 yaş sıfından 3 yaş sınıfına terfi etti,arkadaşları ile birlikte. Sınıflarında iki öğretmeni vardı bunlardan biri değişti diğeri de (Bircan) sınıf arkadaşları ile birlikte yeni sınıflarına başladılar. Yeni öğretmenin adı Sevim…

Kurum müdürü bize daha önce bilgisini vermişti. Fakat bu süreçte biz endişeydik. Eylül Naz herkese çabuk adapte olabilen bir çocuk değil. Yeni tanıştığı kişilerle iletişim kurabilmesi için onunla sık birlikte olması gerekiyor. Alıştıktan sonra da gerisi sorun değil.

Hal böyleyken yeni öğretmene alışma süreci onu nasıl etkileyecek bilemiyorduk. Her zaman ki yöntemi uygulamaya karar verdik; yaşa,gör,önlemini al J

Eylül yuvaya yarı gün devam ediyor,tam güne geçsek nasıl olur diye düşünmüştük daha önceden. Ama bunu da bir anda değil, yavaş yavaş geçiş yapmaya karar verdik. Önce öğle uykusuna bırakacağız sonrasında bir sorun çıkmazsa tam güne geçiş yapacağız.

Öğle uykusu konusunu Eylül’le bir çok kez paylaştık,anlattık.Öğle yemeğinden sonra babası ile biraz arkadaşlarının nasıl yattıklarına baktı. Çok sıkmadan,yeri geldikçe konusunu açtık. Dedikodu yöntemini kullanarak ona duyurmaya çalıştık fikrimizi.

Veeee….15 Ağustos 2011…

Yeni 3 yaş sınıfı,yeni öğretmen ve ilk öğle uykusu…

Heyecan dorukta bende,bir an önce öğretmenden telefon gelmesini bekliyorum, “Eylül uyandı”

14 Temmuz 2011 Perşembe

İçimden Geldiği Gibi.....

Çok uzun zamandır planlayıp ama bir türlü hayata geçiremediğim şeysin sen blog alemi:)


Uykum kaçtı....Bilgisayarın başına oturup kendimce yaptım bir şeyler.Buraya yazmak günlüğe yazmak gibi kolay değil farkındayım.Sanırım ilk önce bu endişeden sıyrılmak gerekiyor.


Bu benim ilk yazım,ilk denemem...Bakalım sonrası gelecek mi? Ben de merakla bekleyeceğim...